Tek Ağaçların Gücünden Diliyorum

Sema ÖZALP…

Siz hiç yolculuk yaparken kocaman tarlalarda tek başına duran ağaçları gördünüz mü?  Ben gördüm. Koca bir ormana ihtiyaç duymadan, köklerine sarılmış, güçlü, tek ağaçlar… Bu cümleye başlarken olağanüstü bir varlıktan bahsetmem gerekirdi sanırım, görülmemiş ya da nadir görülmüş bir varlık.. Tek başına var olan ağaçlar belki sıradan bile gelebilir  birçoğumuza.. Çünkü onların yeryüzünde var olma biçimi değil gücü fark edilmez. Şu satırları yazarken Yaşar Kemal’ in sözleri çınlıyor kulağımda “ İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar.” Tek ağaçların güçlü bir ruhu olduğuna inanırım ama insanoğlunda yiten bir şeydi bu. Şu koca evrene sığamıyor çünkü taşıdığı yüreğe ve ruha yabancılaşıyor belki de bu yüzden gözlerdeki kaygı.

Bu kaygıyı düşündükçe tek ağaçlara gidiyor aklım yine. Kendi başına kalmış tek ağaçlar neye tutunur? Gücünü nereden alır? Güneşten mi, yağmurdan mı, topraktan mı?  Evet, evet bunlar da var tabii ama o gövdeye yarayan bir şeyden öte ,o gövdeyi  güçlü kılan bir şey olmalıydı..  Kökleriydi ağaçların yüreği ve ruhu…

Neden birçoğumuz ağaçlar gibi bizi güçlü kılan yüreğimizin ve ruhumuzun farkında değildik ve sahip olduğumuz yüreğe, ait olduğumuz ruha, köklerimize tutunmakta zorlanıyorduk? Üstelik bu yabancılaşma içimizde olup biten bir şey değildi, başkalaşmaya başlıyorduk. Bir başkası gibi düşünmeye bir başkası gibi yürümeye bir başkası gibi giyinmeye. Bir başkasının yerinde olma hevesimiz neden?  Oysa ait oluğumuz yer yine kendi evimizdi, köklerimizdi. Kalabalıklaştıkça yabancılaşıyoruz evimize ( yüreğimize ) ve başkalaşıyoruz. Bir yerde şöyle bir söze denk gelmiştim: ” Kalabalıkların arasına karışın ama kalabalıklaşmayın. ” sanırım bu sözü artık daha iyi anlıyorum. Benzemek yerine varlığımızı özümsemeyi, kaçmak yerine ruhumuzla yüzleşmeyi denediğimiz zaman bir başkası olmayı bırakıp başka bir ruha sahip olduğumuzu öğreniriz. İşte bu yüzden;  Tek ağaçların gücünden diliyorum! Tek başına kalmış bir ağaç ormana ihtiyaç duymaz, köklerine sarılır. Tanı, ruhunu hisset! Bak! Köklerin hayata tutunduğun, ait olduğun yerdir. Güneşe yüzünü dönüp gökle muhabbetini sürdüren, toprakla bağ kurup köklerine tutunan ağaçların gücünden diliyorum.

Biliyorum, bazen Didem Madak’ın “Ahlar Ağacı” gibi koca bir Ah! çekeceksin, bazen Nazım Hikmet’in ceviz ağacı olacaksın Gülhane Parkı’nda kimse farkına varmayacak senin.  “ Ama elbette ki yalnız bir ağaç birkaç tane ağaçtan daha ağaçtır” diye Kiyarüstemi’ nin sesini duyacaksın. Sonra Yaşar Kemal’in kocaman yüreğini hatırlayacaksın “ İnsan evrende gövdesi kadar değil yüreği kadar yer kaplar.”