Kalbi Kırıklar Mezarlığı

….Gözdem ÖZALP

Biri vardı bir zamanlar.
Kalbini kıra kıra öldürdüler/di.
Hep birlikte, topluca kıydılar/dı canına
Gözlerini bile kırpmadan.
Kalbini kıra kıra öldürdüler/di.
Ölüm kağıdına kalp krizi yazdı doktorlar ama
Kalbini kırarak öldürdüler/di.

Ailesi de öyle bildi ne yazık!
Ağladılar merhumun arkasından,
kinlenmediler kimselere.
Cinayete kurban gittiğini anlasalar polise giderlerdi,
gitmediler…
Yaşamaya devam ettiler öylece…
Olan olmuştu ama intikam alırlardı en azından.
Almadılar…

Merhumun
bir
anda
ölmesine
anlam
veremedi
kimseler…

En yakınları kalplerine baktırdı bir bir.
Korktular durduk yere ölmekten.
“Turp gibisiniz, dedi doktor!
Arada kontrole gelin ama.”

Nafile!..
Zikzaklı kağıtlar kırgınlıkları göstermiyordu ki.
Ölüm kağıtlarında hiçbir zaman gerçek neden yazmıyordu.

Merhumu aldılar,
şehir mezarlığına kaldırdılar.
Üstüne attılar taşı, toprağı
Dualar edip ayrıldılar…

Diyeceğim o ki:
Olan oldu.
Ölen öldüğüyle kaldı…

belki de merhum bir zalimin yanına yattı.
Çünkü kalbi kırıklar mezarlığı henüz yoktu…