Varayım Gideyim Urumeli’ne: Türk Edebiyatının Balkan Boyutu

Kübra ŞAHİN…


Türklerin daha V. yüzyıldan itibaren yerleştiği Balkanların idaresi, yapılan fetihlerle Osmanlı Devleti’ne geçince canlı bir edebiyat ortamı da oluşmaya başlamıştır. Öyle ki Âşık Çelebi’nin Meşairü’ş-Şuârâ’sında anlatılan bir anekdota göre Balkanlardaki birçok şehir “şair ocağı” konumundadır. Bu anekdot şöyledir: “Rivayet ederler ki Prizren’de oğlan doğsa adından önce mahlasını korlar. Yenice’de doğan oğlan baba diyecek vakit Fârisî söyler. Priştine’de oğlan doğsa dividi belinde doğar.”

Kendisi de Balkanlardan göç etmiş bir aileden gelen Mustafa İsen, bu coğrafya edebiyatıyla ilgili çok sayıda çalışma yapmıştır. Balkanlarda Türk Çocuk Şiirleri Antolojisi, Balkanlarda Türk Çocuk Hikâyeleri Antolojisi, makaleleri ve bildirilerinden derlenerek hazırlanan Ötelerden Bir Ses ve Rumelili bir şair olan Usûlî’nin Divan’ı Prof. Dr. Mustafa İsen’in Balkanlardaki Türk edebiyatı ve kültürüyle ilgili önemli çalışmaları arasındadır.  1981-1983 yılları arasında Belgrad Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştığı sırada Balkanları gezip görme imkanı elde etmiş. Küçüklüğünden beri ailesinin geldiği coğrafyaya ilgi duyan Mustafa İsen, bu bölgede çalışınca, kaçınılmaz olarak Türk edebiyatının bölgedeki durumu ile ilgili değerli çalışmalara imza atmıştır. Kendisi de bu durumu şöyle açıklar: “…bizzat gezip gördüğüm Balkan coğrafyası daha da ilgimi çekti. Balkanlar ya da daha klasik tabiriyle Rumeli üzerine çalışmalar gerçekleştirmemi adeta zorunlu kıldı.”[1]

Yıllar içerisinde Balkanlardaki edebiyat ile ilgili yaptığı çalışmalarını, makalelerini, bildirilerini topladığı kitabına, bir Rumeli türküsünden esinlenerek “Varayım Gideyim Urumeli’ne” adını vermiştir. Niçin bu adı seçtiğini şöyle ifade eder:

“Ben kitaplarıma biraz farklı adlar koymayı seviyorum. Rumeli ile ilgili son dönemde hatırladıklarımız elveda, kayıp, yitik gibi sıfatlarla andığımız geçmişe ait tanımlar. Oysa küreselleşen dünyada artık daha esnek sınırlarla bölge yeniden bizim ilgi alanımıza girmeye başladı. Çoğunluk diziler, gezi kitapları ve müziklerle öne çıkan Balkanlar, öyle görünüyor ki yakın gelecekte daha çok ilgi alanımızda olacak. Ben bu çalışmayla hem bölgenin derinlikli Türk kültürüne dikkat çekmek istedim, hem de adını bir Rumeli türküsünden alan Varayım Gideyim Urumeli’ne ifadeleriyle geçmişten çok geleceği hatırlatan ve bizi bölgeyi keşfetmeye çağıran bir mesajı size iletmek istedim.”

Kitabın alt başlığı; “Türk Edebiyatının Balkan Boyutu”, içerisindeki çalışmaları özetleyen bir başlıktır. Kitaptaki ilk makale olan “Balkanlar’da Türk Edebiyatı”yla, edebiyatın hem Osmanlı zamanındaki hem de günümüzdeki durumu ortaya konulmuştur. Tezkirelere göre Osmanlıdaki şairlerin üçte bire yakını Balkan şehirlerinde doğup büyüyenlerden oluşur. Şairler ocağı olarak anılan Rumeli’de adeta nevi şahsına münhasır şairler yetişmiştir. Bu çalışmada Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Bosna ve Romanya’da yetişen şairler, hangi şehirlerde yetiştikleri belirtilerek sıralanmıştır. Ayrıca yazarın tespitlerine göre tezkirelerde yer almayan şairlerin varlığı, aslında bölgede yetişen şair sayısını arttırmaktadır.

Balkanlardaki çağdaş Türk edebiyatı hakkında ülke ülke bilgi verilen kitapta, bütün ülkelerdeki en gelişmiş türün şiir olduğu sonucuna varılır. Şiiri hikaye izler. Çocuk edebiyatı da Balkanlar genelinde oldukça gelişmiştir. Çocuk şiirlerinin yazıldığı sade dil, aslında Balkanlardaki Türk şiirinin de özelliklerindendir. Çocuk edebiyatının niçin bu kadar geliştiği, Balkanlardaki edebî eserlerin ne gibi konular içerdiği, sanat ve edebiyatın gelişmesinde öğretmenlerin önemi gibi soruların cevabını bu kitapta bulabiliriz.

Divan şairlerinin doğum yerlerine göre değerlendirilmesiyle Osmanlıdaki sanat ve kültür coğrafyasının belirlendiği “Osmanlı Kültür Coğrafyasına Bakış” isimli makalede hangi şehirde kaç şair yetiştiği tespit edilmiştir.

Akıncılığın şiirle ilgisine, sanata yaptığı katkılara “Akıncılığın Türk Kültür ve Edebiyatına Katkıları” isimli makalede değinilmiştir. Akıncıları gazaya teşvik eden, gaziliğin ve şehitliğin faziletlerini anlatan yarı meczup ermiş şairler canlı bir kültür sanat hayatının oluşmasına oldukça katkı sağlamışlardır. Akıncı beylerinin sanata ve kültüre katkıları da Evrenosoğulları üzerinden anlatılmıştır.

Bulgaristan Doğumlu Divan Şairleri, Kültür Tarihimizde Üsküp ve Üsküplü Divan Şairleri, Edebiyat Tarihi Açısından Priştine ve Bu Şehir Doğumlu Divan Şairleri, Edebiyat Tarihinde Manastır gibi makalelerde bu şehirlerin nasıl birer kültür merkezi hâline geldikleri incelenmiş ve bölgede yaşayan şairler hakkında bilgi verilmiştir. Yugoslavya’daki dil, edebiyat, şiir ve Türkoloji çalışmaları; Yugoslavya’da Türkoloji Çalışmaları, Yugoslavya’da Türk Edebiyatı, Yugoslavya’da Türk Çocuk Edebiyatı, Yugoslavya’da Türk Şiiri Antolojisi, Yugoslavya’da Türk Dili ve Sorunları isimli makalelerde anlatılmıştır.

“Balkan Edebiyatlarını Ülkemize Tanıtan Aydın: Yaşar Nabi Nayır” isimli makalede İsen, Yaşar Nabi Nayır’ın Balkan edebiyatlarının ülkemizde tanıtılmasına yönelik yaptıkları hakkında bilgi verir. Ayrıca Varlık Yayınları’nın bölge ile ilgili yaptığı yayınlarının listesi de okuyucuyla paylaşılmıştır.

Kitapta, Rumelili bir şair olan Usûlî hakkında iki makaleye yer verilmiştir. Vardar Yenicesi’nde doğmuş olan Usûlî ile Nesîmî arasındaki benzerlikler ve Usûlî’nin Nesîmî’nin şiirlerine yaptığı tahmisler “Nesîmî’nin Rumelili Bir İzleyicisi: Usûlî” isimli makalede anlatılmıştır. “Kültür Tarihimizden Portreler: Usûlî” isimli makalede ise Usûlî’nin doğduğu şehir Vardar Yenicesi’nin Evrenosoğulları ve mutasavvıf Abdullah İlâhî sayesinde nasıl bir kültür merkezi hâline geldiği vurgulanmıştır. Daha sonra yazar, Usûlî ve üslûbu hakkında bilgi vermiştir.

İlk şairler tezkiresi olarak bilinen Heşt-Behişt’in yazarı Sehî Bey’i anlatan “Sehî Bey” isimli makalede, müellifin eserinin önemi ve içeriği üzerinde durulmaktadır.

Dede Korkut’un Sırpça’ya tercümesini yapan Belgrad Filoloji Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Slovoljub Djindjiç’in ünlü Yugoslav tercümanı Miloş N. Curiç’in adını taşıyan ödülü kazanması üzerine Mustafa İsen’in Djindjiç ile yaptığı röportaj da bu kitapta yer alır. Ayrıca bu tercüme hakkında bilgi veren bir makale de “Knjiga Dede Korkut’a” isimli makaledir. Makaleye adını veren “Knjiga Dede Korkut” Djindjiç’in çevirisinin de adıdır.

Kitaptaki bir başka röportaj da Üsküplü yazar Necati Zekeriya ile yapılmıştır. “Necati Zekeriya ile Baş Başa” isimli bu röportaj, yazarın okuyuculara tanıtılması açısından önemlidir.

“Balkanlar’da Yeni Bir Türkçe Dergi: Bay” isimli makalede önce Balkanlar’daki dergicilik faaliyetleri hakkında bilgi verilir. Daha sonra ise Prizrenli aydınlar tarafından çıkarılan ve Balkan Aydınları ve Yazarları’nın baş harflerinden oluşan Bay dergisi anlatılır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Balkanlarda var olan edebiyat ile ilgili 25 makalenin yer aldığı Varayım Gideyim Urumeli’ne isimli kitabında Prof. Dr. Mustafa İsen Balkan bölgesindeki hem divan edebiyatı hem de çağdaş edebiyat üzerine önemli tespitlerde bulunmuştur. Balkan şehirlerinin kültür ve edebiyatımızdaki yeri ve bu şehirlerin yetiştirdiği şairler geçmişten günümüze anlatılmıştır. Eser Balkan coğrafyasını ve edebiyatını tanımak isteyen her kesimden insanın zevkle okuyabileceği bir niteliktedir.


[1] Mustafa İsen; Varayım Gideyim Urumeli’ne, Kapı Yayınları, İstanbul 2009.