Mustafa ÖZALP…
İnsan geliştikçe ruhu incelir, gördüğü canlı,cansız varlıklarla ve tabiatla arasında duygusal bir bağ oluşturur. Bunlar hayal gücüyle harmanlanarak estetik bir algıya dönüşür. İnsan yetenek ve yaratıcılığı ölçüsünde bunları sanat eserine dönüştürür. Sanat, insanlık tarihinde toplumların estetik algısı ve gelişimlerine uyumlu olarak ortaya çıkar. Emeviler Dönemi’nde Endülüs’te; Rönesans Dönemi’nde Avrupa’da; Osmanlı Dönemi’nde İstanbul’da yapılan eserler bu durumu kanıtlar niteliktedir.
Emeviler Dönemi’nde yapılan sanat eserleri Batı dünyasını etkisi altına almıştır. Endülüs’ün önemli eserlerinden Kurtuba Camii kültür, inanç ve sanatı simgeleyen felsefi bir estetiğe sahiptir. Sade sütunlardan oluşmuş bu eser, çöldeki bir vahayı ve vahaya yayılan hurma ağaçlarını andırmaktadır. Çifte kemerlerinde kullanılan kırmızı ve beyaz tuğlalar çöldeki kumu ve güneşi simgeler. Caminin kalbi sayılan mihrabı mimarları ve ustaları zirveyi zorlayarak çizgi, renk ve mozaiği bayağılıktan kurtarıp inanç, felsefe ve gönülle harmanlayıp asırlar sonra hayranlıkla bakmamızı sağlamışlardır. El Hamra Sarayı’nın dokununca dökülüp kırılacak kadar zarif ve estetik görüntüsü; suyun, yeşilin ve mimarinin uyumu sayesinde görenleri hayran bırakır. Çok sayıda odası ve rengarenk çiçeklerin çevirdiği sarayın ortasında bulunan aslan heykelleriyle süslü büyük havuzları bulunmaktadır. Cephesinde kullanılan kırmızı tuğlalarla ve peyzaj mimarisiyle, çevresine uyum sağlamış estetik bir şaheserdir.
Sanatla anılan Rönesans Dönemi’nin eşsiz sanatçılarından Leonardo da Vinci’nin eseri Mona Lisa Tablosu yüzyıllardır özgün haliyle adından söz ettirmektedir. Büyük bir açıklığı destek kullanmadan kapatan Floransa Katedralinin ünlü kubbesi gibi hayranlık uyandıran mimari eserler, eşsiz resim ve heykeller yine bu dönemden günümüze ulaşmışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun saray yönetimi güçlü olduğu dönemlerde sanat ve sanatçıya büyük destek vermiştir. Sanatçılar dönem dönem saray, camii, medrese gibi mimari yapıların dış cephe taş süslemelerinde, hat tezhip minyatür ve çini süslemelerde çığır açmışlardır. Çinilerde, Allah’ın birliğini ve tekliğini simgeleyen ve kutsal motif olarak kabul edilen lale motifi başta olmak üzere; selvi ağacı, karanfil, menekşe, nar çiçeği gibi bitkisel motifler süslemelerde kullanılmıştır. Yirmi bini aşkın çiniyle bezenen Sultan Ahmet Camii, çini süslemelerde zirve yapmış eserlerden biridir.
Sanatla hemhal olan toplumlar, estetik kaygısı taşıyan diğer medeniyetlerle irtibat hâlinde oldukları için kendilerini sürekli yenilerler. Toplumu oluşturan bireylerin huzurla yaşadığı zamanlar zanaatın zirvede olduğu dönemlerdir. İnsanlık ancak sanatla değişir ve dönüşür. Sanat insanlığın en büyük mirasıdır.
