Sen Gelirdin Aklıma

Muhammet Baran Aslan…

Dün geceden kalma bir çile

bürünüp bir çocuk maskesine

koşuştururken mahallemizin meydanlarında

Sen gelirdin aklıma.

Televizyon antenlerine takılan bulutlar

ağlardı üstüme.

Ben plak satan tozlu dükkanların önünde

uçuracak kuş

kaçıracak keçi ararken

bağırırken kalaycı dumanlı diliyle

Sen gelirdin aklıma.

Yapacak çok şeyim yoktu o zamanlar.

Deşmem gereken yaralar yoktu mesela.

En fazla

bir yarasa ürperirdi ensemde.

O da geçerdi zaten,

bir çay söylesem mahalle kahvesinde.

Okusam merdiven biçimli birkaç şiir…

Ama sonra

çok sonra

sondan bir önceki anlarda

çağırsa komşu teyze kızını balkondan

Sen gelirdin aklıma.

Saymaya takatimin yetmediği kadar

kapı kapandı yüzüme.

Yahudi soyundan fahişeler

ve fareleri tebeşirle çizilmiş şehirlerin

çökerdi dam üstlerine.

Yollar jiletleşirdi atların ayaklarında.

Hanesi harabe kalırdı avcıların.

Memleketimin nar zamanlarını yaşadığı sıralar

ben karlarla uğraşırdım karga renkli içimde.

Soğuk urganların çınar ağaçlarında

zeytinyağlı meyveler misali

salındığı vakitlerdi.

Gördükçe asker postallarına yapışan sinema afişlerini

Sen gelirdin aklıma.

Sen gelirdin.

Sensizlik gelirdi.

Karanfil gelirdi, saçının köşesine iliştirdiğin.

Bir de

Afrika’nın orta yerine düşen

bir çiğ tanesine benzeyen

gamzen gelirdi.